Dijital Çağda Mahremiyetin Sınırları ve Kişisel Verilerin Ahlaki Boyutları Ele Alındı
İbn Haldun Üniversitesi Etik Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ETAM) tarafından 7 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen "Kişisel Verilerin Korunmasının Ahlaki Boyutları" başlıklı panel; üniversitemizin UÇAM YouTube kanalı üzerinden canlı olarak gerçekleştirildi.
Prof. Dr. Mahmut Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte; dijitalleşen dünyada mahremiyetin sınırları, hukuki düzenlemeler ve etik sorumluluklar kapsamlı bir şekilde değerlendirildi. Panele, üniversitemiz öğretim üyeleri Prof. Dr. Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu, Prof. Dr. Şükrü Yıldız ve Türk Hava Yolları Etik Kurul Üyesi Dr. Yavuz Kopuz panelist olarak katılarak konuyu hem akademik hem de uygulama perspektifinden ele aldı.
Gözetim Toplumu ve Panoptikon Metaforu
Panelin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu, kişisel verilerin korunmasını sadece teknik bir mesele değil, bireyin özgürlüğü ve özel hayatıyla doğrudan ilişkili bir alan olarak tanımladı. Bozkurt, günümüz dijital dünyasını Jeremy Bentham’ın Panoptikon hapishane modeline benzeterek, bireylerin sürekli izlenme tehlikesi altında olduğu bir "gözetim toplumu" riskine dikkat çekti. Akıllı telefonlardan sosyal medya platformlarına kadar her aracın veri topladığını belirten Bozkurt, bu sürecin bireyin irade özerkliğine müdahale edebilecek bir manipülasyon aracına dönüşebileceği uyarısında bulundu.
Hukuki Çerçeve ve Etik Bilinç
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (KVKK) önemine değinen Bozkurt, hukukun sınır çizdiğini ancak dijitalleşme hızına yetişmekte zorlandığını, bu noktada etik değerlendirmelerin devreye girmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle yapay zekâ ve profilleme uygulamalarının bireyleri kategorize ederek özgür iradeyi kısıtlama potansiyeli taşıdığını vurguladı.
Prof. Dr. Şükrü Yıldız ise kişisel verilerin bir "mülkiyet hakkı" değil, "kişilik hakkı" olduğunu belirtti. Mahremiyetin korunması çabasının insan onuruyla doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Yıldız, verilerin analiz edilerek seçmen davranışlarının bile değiştirilebildiği günümüzde, etik bilincin hukuki korumadan daha kritik bir noktada durduğunu savundu.
Sektörden Bir Bakış: Türk Hava Yolları Örneği
Panelin uygulama kısmında söz alan Türk Hava Yolları Etik Kurulu Üyesi Dr. Yavuz Kopuz, büyük ölçekli şirketlerde veri güvenliğinin nasıl sağlandığını aktardı. Kurumsal bir kültür oluşturmanın önemine değinen Kopuz; siber güvenlik önlemlerinin yanı sıra, verilere erişimlerin log kayıtlarıyla sıkı bir şekilde takip edildiğini ve yetkilendirmelerin kısıtlandığını paylaştı.
Panelde ayrıca iş yerlerinde çalışanların sağlık verilerinin toplanmasının etik boyutu tartışıldı. Dr. Yeliz Bozkurt Gümrükçüoğlu, bu durumun iş sağlığı ve güvenliği kapsamında bir zorunluluk olduğunu ancak elde edilen bilgilerin sadece "işe uygunluk" kararıyla sınırlı kalması gerektiğini, hastalığın detaylarının işverenle paylaşılmasının ağır etik ve hukuki ihlaller doğuracağını ifade etti.
Bilinçli Birey ve Şeffaf Kurumlar
Panelin sonunda, parmak izi, ses kaydı ve dijital ayak izleri gibi verilerin gelecekteki riskleri tartışıldı. Dijital çağda kişisel verilerin korunması için sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, toplumda güçlü bir etik bilincin gelişmesi gerektiği konusunda fikir birliğine varıldı. Panelde ortaya çıkan temel görüş; kişisel verilerin korunmasının teknik bir işlem değil, dijital geleceğin inşa edilmesindeki en kritik "ahlaki sınav" olduğu yönündeydi.
Bireylerin aydınlatma metinlerini dikkatle okuması, kurumların ise veri işleme süreçlerinde şeffaflığı ön plana çıkarması gerektiği vurgulanarak etkinlik sonlandırıldı.